DiniMekan.COM  


Geri Dön   DiniMekan.COM > (¯`·.(¯`·.____FORUM GENEL____.·´¯).·´¯) > Eğitim ve Öğretime dair her şey > tarih
Kayıt ol SSS Üye Listesi Takvim Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-28-2007, 11:49   #1 (permalink)
MEKANIN ABİSİ
 
SuaT - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Oct 2006
Bulunduğu Yer: Alem-i Eyvah...
Yaş: 39
Mesajlar: 9.546
Tecrübe Puanı: 3415385
SuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond reputeSuaT has a reputation beyond repute
Tanımlı Osmanlilar’da Bir Arada Yaşama Tecrübesi

OSMANLILAR’DA MÜSLİM-GAYR-İ MÜSLİM İLİŞKİLERİ


Türkiye Selçuklularının zayıflayıp siyasî nüfuz ve güçlerini yitirdikleri dönemde, Moğollardan kaçanlar da karışınca Anadolu’nun batı kısmında bir yığılma olmuştur. Artık XIV. yüzyıl başlarında Anadolu’da Selçuklu Devleti’nin varlığından bahsedilemez. Çünkü, 1308’de ölen İkinci Gıyaseddin Mesud’tan sonra Selçuklu Devleti fiilen sona ermiş ve Anadolu İlhanlılar’ın umumî valilerince yönetilir duruma gelmiştir. Aynı dönemde, Bizans da zayıflamış hem Anadolu’da, hem de Balkanlarda otoritesini gittikçe kaybetmeye başlamıştır.

1335’de İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahâdır Hân’ın ölümünün ardından; Anadolu’da da yeni yeni hükümetlerin kurulduğu görülmektedir. Başta Eretna (Ertana)’nın hükümdarlığı olmak üzere, Karaman, Hamid, Menteşe ve Germiyan Beyliği ile Germiyan’a tâbi iken bağımsız hâle gelen Aydın, Saruhan ve Karesi Beylikleri Anadolu’nun iç ve batı kısımlarında bulunuyorlardı. Bunlardan ayrı olarak, Kastamonu ve Sinop yöresine de Candaroğulları hâkim durumda idiler. İşte bunlarla birlikte aynı dönemde de; başlangıçta küçük bir beylik iken Söğüt, Yenişehir, Bilecik, Eskişehir, Bursa, İznik ve İzmit taraflarına kadar yayılmış olan Osmanlı beyliği Anadolu’nun batı ucuna damgasını vurmaya başlamıştı. XIV. yüzyılın başından itibaren Osmanlı Türkleri artık Anadolu siyâsetinde var olduklarını iyice hissettirmeye başlamış, bağımsız bir beylik durumuna gelmişlerdi.

Batı Anadolu’da yerleşen Osmanlılar, bu yeni yurtlarının güvenliğini sağladıktan sonra, fırsatları değerlendirerek hem Rumeli’de, hem de Anadolu’da yeni yayılma alanları elde etmişlerdir. Rumeli’nde hıristiyan komşularından, Anadolu’da da Türk beyliklerinden yerler alıp genişlerken Osmanlıların izledikleri politikalar incelendikçe yeni yeni bilgilere ulaşılmakta ve Osmanlı Devleti’nin büyüme sırları daha iyi anlaşılmaktadır.

Altı yüzyıl süren bu büyük devletin tarihi bugün henüz tam anlamı ile yazılamamaktadır. Çünkü ne Osmanlı tarihçilerinin kendi zamanlarını kaleme aldıkları eserleri, ne de arşivlerdeki belgeler hâlâ bütün olarak neşredilememiştir. Aynı zamanda, üç kıt´adaki Osmanlı coğrafyası üzerinde yaşayanlarla ilgili yazılanlar da çok dağınık olduğu için henüz toplanabilmiş de değildir. Bu topraklar üzerinde yapılan mimarî eserler de kimi yıkılmış da olsa, ayakta duranları ile ilgili çalışmalar da hâlâ sürmektedir. Fakat en önemlisi; toplum içinde var olan farklı dinlere mensup insanların Osmanlı Devletinin vatandaşı olarak nasıl bir arada tutulduğu sorusunun cevâbı olsa gerektir. Yirmi birinci yüzyılda da geçerliliğini koruyacak olan bu soruyu cevaplandırabilmek için, Osmanlı Türklerinin tarihi bütünüyle yazılmalıdır. Bu anlamda Osmanlı tarihi yazılmadıkça Osmanlı Devleti ve bu devletin yöneticileri ile ilgili bu ve benzeri daha bir çok tarihî, sosyolojik, ekonomik ve dinî konularla ilgili halledilememiş problem ortada duracaktır.

İşte biz, bu çalışmamızda, belki de bu problemlerin sâdece biri ile ilgili bir pencere aralayıp konu üzerinde yapılacak farklı disiplinlerdeki çalışmalara bir anlamda malzeme vermeye gayret edeceğiz. Osmanlı devletinin kuruluşundan yıkılışına kadar geçen altı asırlık bir devrenin olaylarını bütünüyle ele alarak; Osmanlılarda Müslim-Gayr-ı Müslim ilişkilerine genel bir bakış atfetmeyi hedeflediğimiz bu özet çalışmamızda bir çok noktanın eksik kalacağını itiraf etmeliyiz. Ancak bu güne kadar konu ile ilgili doğrudan ve dolaylı bir çok eser yayınlanmış olmakla birlikte(111), bunların bu münâsebetleri bütün yönleri ile ortaya koydukları söylenemez. Zira, bu çalışmalar ele aldıkları konudaki malzemeyi sâdece plânladıkları kadarı ile değerlendirmeye tâbî tutmuşlardır. Böyle yapmakta da haklıdırlar. Aksi halde konu dağılır. O bakımdan kaynaklardaki malzemelerin daha farklı yönleri bulunduğu da göz önüne alınırsa, aynı konularda daha ulaşılmamış bir çok bilgi ve belgenin var olduğu da düşünülürse, sanırım bu konudaki haklılığımız kabul edilecektir.

Osmanlı devleti coğrafyasında yaşayanlar, ister Müslim, ister Gayr-ı Müslim olsunlar daha devletin kuruluşundan itibaren kabul edilen “taife”ler oldukları için, biz önce kuruluş dönemine ağırlık vereceğiz. Zirâ, bu dönemdeki bir çok hâdise, daha sonrakilerin kaynağı veya dayanağı olmuştur. Bilindiği gibi, devletlerde devamlılık esastır. Nitekim, belki de, Osmanlı devletinin, Türkiye Selçuklularının mîrasına konduğu düşünülerek, Selçuklular dönemindeki Müslim-Gayr-ı Müslim ilişkilerine de bakmak ve Anadolu’da yaşayan bu toplumların bir arada yaşama konusunda gösterdikleri ortak tavrı belirlemek gerekir. Bu toplumlar arasındaki münâsebetlerden, hoşgörüden, dinî âyin ve ibâdetlere kadar, alış verişlerindeki iktisâdî hayatı ilgilendiren münâsebetlerinden çok zaman paylaştıkları kültürel hayatlarına kadar çok yönlü ilişkilerin görüldüğü Osmanlı toplum yapısını tanımak için, yukarıda da belirttiğimiz gibi kuruluş dönemini çok yakından tanımak gerekir. Bu dönemdeki ilişkileri ve bu ilişkilerdeki dostça veya düşmanca yaklaşımları belirlerken, bu münasebetlerin devletin geleceğini de hazırlayan ortamı oluşturduğunu, bir başka ifâde ile devletin temellerinin hangi düşünce ve tutumla atıldığını tespit etmek, sanırım mümkün olacaktır.
__________________
" Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini ! "





" .....Hasbunallah ve ni'mel vekil ve ni'mel mevla ve ni'mennasir ....."
(ALLAH bize yeter; O ne güzel vekildir ve O ne güzel Mevla, ne güzel yardım edendir.)


Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım "diyenden daha güzel sözlü kimdir?" FUSSİLET,33
__________________________________________________ __________________________________________________ ________
SuaT isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:58 .


Telif Hakları vBulletin v3.8.5 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : ReSSaM

Reklam Vermek için networkreklam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact networkreklam@gmail.com

okey oyna dizi izle film indir video izle okey oyna okey film izle dizi izle